Aile
“AİLE”
Aile, bireyin yüreğindeki ateşin kıvılcımlandığı ilk limandır. Bu liman, kişinin ileri ki hayatını idame ettirmesinde oldukça önemli bir role sahiptir. Aile, çocuğun içine doğduğu evin mimarıdır. Maddi ve manevi olarak o evi imar eder. Evi imar ettikçe farkında olmadan çocuğun da ruhunu şekillendirir. Bir çocuğun fıtratı özellikleri hariç kişiliğinin oluştuğu mekandır aile. Aile içindeki her birey birbirine kalpten bağlı oldukça "aile" kavramı anlam kazanır. Büyüklerimizin, "Aile olmak aynı çatı altında değil, aynı kalpte yaşamaktır." demesi bundan kaynaklanmaktadır. Bu kalp, mesafelerden bağımsızdır ve temelde kurulan ailenin ilk adımıdır. Aksi takdirde aile, dört duvar arasında yaşayan insan topluluğundan başka bir anlam ifade etmez. Toplumun en küçük yapı taşıdır aile. Bu taş sağlam yerleştirilmelidir ki toplum da sağlam inşa edilsin ve insan ilişkileri de sağlam bir temel üzerine inşa edilsin; ve inşa edildikçe rüzgarın estiği yöne göre savrulan değil, birbirine kalpten bağlanan, aidiyet duygusu gelişmiş bir toplum olsun.
Bizler belki içinde büyüdüğümüz aileyi seçemedik ama ilerde kuracağımız aileyi kendimiz seçeceğiz. Bu aile, temelde bir kuş gibi koruyucu kanatlarını geren, yeri geldiğinde uçması için çaba gösteren, mutluluğu kovalamak yerine yaşanılan anın kıymetini bilen bir aile olmalı. Ailemizin, geçmişimizin ve aslımızın farkında olarak hareket etmek, kendimizi daha güvende hissetmemizi ve geleceğimize daha sağlam yön verebilmemizi sağlar. Bizler bir ailenin içinde büyüyebilmiş olsak da savaşların zarar verdiği aileler kaçınılmaz bir gerçek ve bu durum dolaylı olarak bizi ve geleceğimizi etkiler. Kayıp kuşak olarak adlandırdığımız bu nesil, savaşlarda ailelerini kaybetmiş, belki de ailede hayatta kalan tek kişi olarak yaşamını sürdürmeye çalışmış, yeni bir aile kurarak kök salmaya, tutunmaya çabalamış; ancak yaşadığı psikolojik etkiler nedeniyle tam anlamıyla bir aile olamamıştır. Bu da haliyle aile içi ilişkilerde sorunlar yaşanmasına sebebiyet vermektedir.
Ama her şeye rağmen aile olmanın en güzel yanı, ne yaparsan yap senin yanında olduklarını hissedebilmek, seni merak eden birilerinin var olduğunu bilmek, kendileri istemeseler bile senin iyi olman için sadece sen istediğin için kararlarına saygı duyan insanların varlığını hissetmektir. Yeri geldiğinde senin için kendini tehlikeye atabilecek insanların olduğunu kalpten bilmektir. Bir kuş misali, sen kendini hazır hissedene kadar seni besleyen, kanatların güçlenene kadar kanat geren, sana kanat olan insanların varlığını duymaktır. "Aile, toplumun çekirdeğidir." denir ama aile yalnızca kan bağıyla kurulmaz. Her ne kadar aile denildiğinde akla anne, baba ve çocuklardan oluşan bir yapı gelse de gerçek aile kanla değil, kalben kurulur; çünkü bizi aile yapan şey aynı soydan gelmek değil, aynı kalpte buluşabilmektir. Bazen hiçbir kan bağın olmayan biri gelir ve ailenizden daha yakın hissedersiniz yanındayken. Onunlayken kendinizi güvende hisseder, gerçek anlamda mutluluğu tadarsınız. Öyle insanlar vardır ki ruhlarınızın önceden birbirine aşina olduğunu düşünürsünüz. Belki birkaç yıldan fazla tanımıyorsunuzdur ama beraberken zaman ve mesafe önemsizleşir, kalbinizin bir köşesinde ona ayrılmış bir yer olduğunu hissedersiniz. İşte bu bağ durumdan ve zamandan bağımsızdır; kanla değil, kalben olur.
0 Yorum